KUTLU DOĞUM


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazıları
Eklenme Tarihi: 20 Nisan 2012
Geçerli Tarih: 22 Ocak 2018, 12:47
Site: İzvit Haber
URL: http://www.izvit.com/yazar.asp?yaziID=505


Ya Resulallah! Sen bu âleme teşrif etmeden önce bu âlem kupkuru bir çöldü. Cehaletin kuraklığında vicdanlar çölleşmişti. Vicdanlar kurumuş, ahlak ve fazilet gurbetin derinliklerine sürgüne gönderilmişti. İnsanlık, manevi açlıktan yavrusunu yiyen canavarlar gibi yavrularını yer hale gelmişti. Kızlarını diri diri toprağa gömebiliyordu. Malın ve canın güvencesi yoktu. Güçlüler zayıfı ezerdi. Yaşamak karanlık bir geceye benziyordu. Zulmün pençesi güçlenmiş, mazlumun âhı arşa dayanmıştı.

Allah, seni âlemlere rahmet olarak gönderdi. Ölü kalpler seninle dirildi. Cehaletin derin çukurlarında yolunu kaybedenler seninle yollarını buldu. Evladına acımayanları karıncaya basamaz hale getirdin. Cahil ve katı kalpli bir toplumu, medeni milletlere önder olacak bir düzeye çıkardın. Senin şu âleme teşrifini, gökte melekler, yerde bütün mahlûkat alkışladılar.

Bütün varlıklar senin gelmeni dört gözle bekliyordu. Ümitsizliğin girdabında boğulanlar senin ışığınla ümitlendiler. Manen ölü bedenler senin getirdiğin hakikatle hayatlandılar, canlandılar. Onun için her varlık sana minnettar kaldı. Önünden geçtiğin her şey seni selamladı. Sen, dağın taşın, kurdun kuşun tanıyıp hürmet ve itaat ettiği rahmet peygamberisin. Ümmetin olmakla bahtiyar olduğumuz şeref bize yeter. İnsanlar arasından seçilip çıkarılmış en hayırlı ümmet olma şerefine bizleri ulaştırdın. Sana binler salât ve selam olsun.

Rahmetin gözle görünen hali oldun. Taif’te seni taşlayanlara bile rahmet diledin. Senin dilinde beddua yoktu. Çünkü sen rahmet peygamberisin. Öldürmek için değil, yaşatmak için geldin. Küfürle ölmüş gönüller, getirdiğin imanla canlandı. Ölü kalpler, nefesin ile hayat buldular. Sünnet-i seniyyen, susuz çöllerde dudakları çatlamışlara su, ciğeri yanmışlara âb-ı hayat oldu.

Seni yurdundan çıkaranlara; olmadık eza ve cefayı reva görenlere; Uhut’ta çok sevdiğin amcanı şehit edenlere; ziyaret için geldiğin Mekke’ye sokmayıp Hudeybiye’den geri çevirenlere, Mekke’nin fethi gününde, hepsini serbest bırakıp canlarını ve mallarını bağışlayarak ne kadar büyük bir kerem sahibi olduğunu ortaya koydun. Ümmetine, bir babanın evladına olan şefkatinden daha fazla şefkat ve merhamet gösterdin.

“Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” ayetinin gözle görünen canlı haliydin. Yaratılış ağacının hem çekirdeği, hem meyvesi sensin. Göz denen varlık, senden daha üstün birini bu âlemde görmedi.

Senin sevginle yanıp tutuşan gönüller, bağrı yanık âşıklar, seni canından, malından, evlad-ü iyalinden daha çok sevenler, senden bir anlık bile olsa uzak olmaya nasıl tahammül etsinler? “Anam babam sana feda olsun Ya Resulallah!” diyen ve seni her şeyden daha çok seven yüz binler Sahabelerin ve milyonlarca Müslüman dünyada ve ahirette senden uzak olmaya tahammül edemezler. Bu onlar için en büyük bir ceza olur. Onların bütün dünyalarını yıkar. Gündüzlerini gece yapar. En büyük arzumuz, haşir meydanında, bu da benim ümmetimdendir deyip şefkat ve şefaatinle başlarımızı okşamandır.

Dünyevi ayrılığına dayanamayan sahabeler, dünyanın dört bir tarafına dağılıp gittikleri yerlerde birer kutup yıldızı gibi oldular. İnsanlığa medeniyet öğrettiler. Dünyaya ait kısa süreli bir ayrılık bile onları hicrana boğdu. Ezan, Hz. Bilal’in boğazında düğümlendi. Yıllarca senin adını bu gök kubbede hoş bir sada olarak yayan müezzinin, adını terennüm edemeyecek bir hicrana boğuldu. Dünyevi ve kısa bir ayrılık böyle yakıcı ise, ahirette senden uzak kalmak, şefaatinden mahrum olmak, göze alınamayacak kadar büyük bir cezadır. Cehennemden daha kötüdür.

Mahşer gününde, bu de benim ümmetimdendir demen bizim için yeter. Ya Resulallah, şefaatini istiyoruz!