İzvit Haber

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Nisan 2018
P S Ç P C C P
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30            

.:.

Resim Gönder

EN ÇOK OKUNANLAR

ALLAH'IN VARLIĞI VE BİRLİĞİNİ (TEVHİDİ) ANLAMANIN YOLU

Kerim TOSLAK

19 Haziran 2009, 22:43

Kerim TOSLAK

ALLAH’IN VARLIĞI VE BİRLİĞİNİ (TEVHİDİ) ANLAMANIN YOLU


İnsanı yaratan Allah ona yerleştirdiği akılla, başta insanın kendi varlığını ve evrende gördüğü varlıkları anlamaya çalışmasını sağlamıştır. Kısaca insana merak duygusunu vermiştir. İnsan denilen varlığın diğer varlıklardan farkı da buradadır.

İnsan evreni ve kendi varlığını anlamaya çalışmıştır. Şu soruların cevabını merak etmiştir. Ben neyim? Kimim? Niçin varım? Beni kim var etti? Ölüm nedir? Ölümden sonrası nedir? Vb. Bu sorulara tatmin edici bir cevabı ancak doğru bir dinde (Hak Din) bulunabilir. Bu noktada şunu da belirtmek gerekir ki; bir kısım insanlar yukarıdaki soruların beyinlerini meşgul etmesinden rahatsız olmamak için bu sorulardan kaçarlar. Ya hiç gündemlerine almazlar ya da kendilerini günlük hayatın akışına bırakırlar iş güç v.s. veya beyinlerini meşgul edecek oyunlar ve eğlenceler bulurlar. Ya da beyinlerini uyuşturacak kendilerine göre uyuşturucular bulurlar. Bir ölüm olayı ile karşılaştıklarında büyük sarsıntılar yaşarlar. Sonuçta ya anormal şekilde mistik bir duygu anaforunda bunalımlara sürüklenirler, ya da mezarlıklardan kaçarak uzaklaşırlar. Ama hayatı anlamlandırma arayışı içinde olan insanlar yukarıdaki soruların cevabını arar ve bulurlar.

Bulurlar, çünkü; Allah insanları çok sever. İnsan en değer verdiği varlıktır. Allahın yarattığı varlıkların en şereflisidir (eşrefi mahlûkat). Ondan dolayı da başıboş bırakmamıştır. İnsanlara akıl ve anlama kabiliyeti vermiştir. Aklı ve anlama kabiliyetiyle Allahın varlığının ve birliğinin bilgisine ulaşsın diye. Zaman zaman peygamberler gönderir. Peygamberlerle birlikte gönderilen vahiy (ilahi kitaplar) yoluyla da insanlara bu konularda yol gösterir.
Allahın insana yol göstermesi elbette insanın da görme isteği ile ilgilidir. Gözlerini kapatan bir kişiye akıl da vahiy de yol gösteremez. Görmek için akıl ve kalp gözünü açarak bakan bir kişi, başta kendi varlığı olmak üzere, gökte ve yerde olan canlı ve cansız varlıkların hepsinde Allah’a ulaştıran delilleri görür. Başka bir deyişle bir çiçeğe, bir böceğe bakan kişi çiçekten de böcekten de Allah’a ulaşır. Aklı ve kalp gözünü açarak, Allahın yarattığı fıtrat üzere olan bir insan, Allahı görmek, anlamak için kâinata baktığında Allahın varlığı ve birliğini görür. Ancak bülbüle kedi gözüyle bakan bir kişi bir lokma et görür, bir güle inek gözüyle bakan bir kişi bir lokma ot görür. Önemli olan insan gözüyle bakıp bülbülden de gülden de Allah’ı, O muhteşem sanatkârı, O’nun yüce kudretini görebilmektir. İşte insanın da üzerine yüklenen insan olma sorumluluğu bunu görmeyi gerektirir

İnsan kendisini ve çevresini tanıdıkça yaratılışındaki düzeni daha iyi anlar. Örneğin atmosferin yapısı: Atmosferde bulunan gazların miktarı öyle dengeli ki, bu dengenin bozulması bütün düzeni bozar ve hatta canlıların sonunu getirebilir. Gök cisimlerinin dünyaya ve birbirlerine olan uzaklıkları bir hesabın sonucudur. “Güneş ve ay hesap ile hareket eder. Yıldız da ağaç da secde ederler. O göğü yükseltti ölçüyü koydu”. (Rahman 5–7)

Denizlerdeki suyun buharlaşması gökyüzünde yer değiştirmesi kar ve yağmur olarak dağlara düşmesi bir ince planı gösterir. Bir sivrisineğin, kelebeğin yaratılışındaki inceliklerden kendi biyolojik ve ruhsal yapımıza kadar her şey çok ince hesap ve planlamanın olduğunu gösterir. Günümüzde bilimin ilerlemesiyle insanlar canlı ve cansız varlıkların özelliklerini daha iyi tanımaktadırlar. Aynı şekilde uzayın derinliklerine ilerledikçe bu ince hesap ve muazzam planı daha iyi görmektedirler. Bütün bunların sonucunda düşünme yeteneğine sahip olan insan hayretler içerisinde kendisine şu soruyu sormalıdır. “Acaba bütün bunlar nasıl oldu?” Verebileceği iki cevap vardır. Ya her şey kendiliğinden rasgele oldu deyip geçecek, ya da bütün bunları yaratan bir yaratıcı var diyecek. “O Allah ki yeri sizin için döşek, gökyüzünü de bina yaptı ve o gökten su indirdi. O su ile yerden meyveler ve yiyeceğinizi çıkardı. Öyleyse Allah’a bile bile ortaklar koşmayın” (Bakara- 22)

Rasgele oldu deyip geçmek tutarlı bir cevap olabilir mi? Yaratılıştaki ince hesap, ahenk ve düzen bu cevabı yalanlar. Çünkü varlıkların yaratılışındaki mükemmellik, düzenlilik ve planlılık sonsuz bir aklı, ilmi ve gücü gerekli kılar. Dolayısıyla bütün bunlara sahip olan bir yaratıcının varlığını kabul etmek aklen zorunlu hale gelir. “Yerin yaratılışında, göğün yaratılışında gece ile gündüzün arka arkaya gelmesinde akıl sahipleri için deliller vardır. Onlar Allah’ı anarak ayaktayken otururken yan üstü yatarken yerin ve göğün yaratılışını düşünürler. Ve derler ki “Ey Rabbimiz! Sen bütün bunları boşuna yaratmadın. Seni tenzih ederiz.( Sana boş işlerle uğraşmak gibi kötü bir sıfatı yakıştırmayız.) Bizi ateşin azabından koru.” (Ali İmran- 190-191) (Bakara-164 benzer anlamda)

Kâinatın yaratılışındaki mükemmellik ve düzen aynı zamanda yaratıcının bir tek olduğunun da kanıtıdır. Çünkü kâinattı yaratan birden çok varlık olsaydı kâinatta düzen olmazdı. Her yaratıcı kendine göre düzen kurardı ve her şey bir birine girerdi. Hâlbuki kâinatta eşsiz bir düzen var. Bu da Allah’ın birliğinin sonucudur.

İnsan aklını kullanarak mutlak yaratıcının varlığının bilgisine ulaşabilir. Ancak o yaratıcı nasıldır, nicedir? Soruları önüne çıkar. Burada öncelikle şunu kabul etmek gerekir. O yaratıcı sonsuz güç akıl ve ilim sahibidir. Bu noktada onun nasıllığını niceliğini anlamaya çalışan insan aklı ve bilgisi sınırlı ve azdır. Sınırlı ve az olanın sonsuz olanın nasıllığını ve niceliğini anlaması ve kavraması düşünülemez. Bu noktada düşünülmesi gereken onun eserlerine bakarak onu anlamaya çalışmaktır. Yani Allah’ın zatını düşünüp anlamaya çalışmak yerine O’nu, yarattıklarına bakarak anlamak gerekir.

( ve ŞİİRCE)


KÂİNAT ALLAH’IN VARLIĞINI VE BİRLİĞİNİ SÖYLER


Cıvıl cıvıl öten kuşların sesi,
Allah’ın varlığın, birliğin söyler.
Ard ardınca mevsimlerin gelmesi,
Allah’ın varlığın, birliğin söyler.

Baharda açılan rengârenk güller,
Güllerin dalında öten bülbüller,
Seherde Allah’ı zikreden diller,
Allah’ın varlığın, birliğin söyler.

Gafil olan kimse mucize bekler.
Hâlbuki şu uçsuz bucaksız gökler,
İrili ufaklı bunca böcekler,
Allah’ın varlığın birliğin söyler.

İnsan önce kendisini bilmeli,
Parmağının ucu, saçının teli,
Yazı yazan eli, konuşan dili,
Allah’ın varlığın birliğin söyler.

Denizdeki suyun göğe çıkışı,
Şırıl şırıl derelerin akışı,
Kelebeğin kanadının nakışı,
Allah’ın varlığın birliğin söyler.

Aklı ile idrak ederse insan,
Bütün canlı, cansız, bitki ve hayvan,
Yatılmış olan mahlûkat her an,
Allah’ın varlığın birliğin söyler.


Kerim Toslak
ANAMUR- 13/12/2008

Bu haber 1231 defa okunmuştur.

RESİM GÖNDER>>>

Gönderdiğiniz resimler değerlendirildikten sonra sitemizde yer alacaktır.

HABER GÖNDERMEK İÇİN BURAYI TIKLA>>>

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Hasbihaller07 Ocak 2014

.

BAKMADAN GEÇME

GALERİ

Keben_1 Albüm

Keben_2 Albüm

Kaya Mezarları

Antik Kanal

Aldere

Kaynak adı yazılmadan alıntı yapılamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

 Web Counters

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi